بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
ISSN 3023-7688  ·  Sayı 29  ·  Ağustos 2026

ünsiyet.

29
İlmî · Kültürel · Fikrî Aylık Dergi
Ağustos 2026 — Dosya: Hevâ ve Heves
۞
Sayı 13 · Nisan 2025 · Hadis Şerhi · s. 5

İslam düşüncesinde emanet misakı bağlamında adaletin yeri

Hasan Ekinci — Yazar

۞
Yazı boyutu %100
Paylaş
adaletin yeri “Yükseltti göğü, kurdu nizamı.” (Rahman 7) “Gökler ve yer adl ile durur.” (Hadis) Nereden geldik? Neredeyiz? ve Nereye gidiyoruz? gibi doğuştan/ fıtraten gelen) sorular, sadece insanın bu dünyada varlığını anlamlandırmak için değil, aynı zamanda …
adaletin yeri “Yükseltti göğü, kurdu nizamı.” (Rahman 7) “Gökler ve yer adl ile durur.” (Hadis) Nereden geldik? Neredeyiz? ve Nereye gidiyoruz? gibi doğuştan/ fıtraten gelen) sorular, sadece insanın bu dünyada varlığını anlamlandırmak için değil, aynı zamanda kendisi ve çevresi ile sağlıklı bir ilişki kurabilmesi için de önemlidir. Nereden geldik? Arşimet’e atfedilen bir söz vardır,” Bana bir destek noktası verin, Dünya’yı yerinden oynatayım.” Sadece hayatımızı anlamlandırma açısından değil, aynı zamanda sorumluluklarımızı nasıl bir ölçü içinde yerine getireceğimizin tespiti için de böyle düşünsel bir destek noktasına ihtiyaç duyarız. Nereden geldik sorusuna verilecek doğru bir cevap, neredeyiz sorusuna vereceğimiz cevabı anlamlı kılar. Bir Müslüman için, nereden geldik, nereye gidiyoruz sorusunun kestirme cevabı :” O’ndan geldik, O’na döneceğiz.” şeklindedir. “Onlar (sabredenler), kendilerine bir musibet geldiği zaman “Biz Allah’a aitiz ve biz elbette yalnızca O’na döneceğiz” derler.” (Bakara 156) Nereden geldik sorusu gaybla ilgili olduğu için - aklın ulaşacağı alan dışı olması hasebiyle - Kuran’a müracaat edilmelidir. Kuran’a göre, insan Allah tarafından iki misakla muhatap kılınmıştır. Bunlar Elest Bezmi’nde gerçekleşen Şahitlik Misakı ve malik /sahip olmanın yalnızca Allah için kabul edildiği metafizik/ gaybî bir misak olan, emanete dayalı bir yaratıcı- insan-varlık ilişkisi olan Emanet Misakıdır. “Şüphesiz biz emaneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar onu yüklenmek istemediler, ondan çekindiler. Onu insan yüklendi. Çünkü o çok zalimdir, çok cahildir...”(Ahzâb 72) Zemahşerî ve Fahreddin er-Razi gibi bazı müfessirler buradaki emanetin “yükümlülük” (teklif) anlamına geldiğini ve birini yükümlü kılmak demek ondan kendi tabiatına aykırı davranmamasını istemek demektir. Yani ayette göklerin, yerin ve dağların kabul etmediği emanet aslında cahil ve zalim olmasına rağmen insandan başkasının yüklenemeyeceği bir sorumluluktur. Çünkü insan dışındaki varlık türleri ne amaçla yaratıldılarsa o doğrultuda hareket etmek durumundadırlar, kendi tabiatlarına aykırı davranamazlar. Başka bir deyişle, Allah, emaneti insana vermekle adaletini göstermiştir. “Biz kimseye gücünün yeteceğinden başkasını yüklemeyiz. Katımızda gerçeği konuşan bir kitap vardır; Onlar, haksızlığa uğratılmayacaklardır.” (Müminun 62) Zulmün karşıtı olan adalet körü körüne bir eşitlik değil, herkese hak ettiğinin verilmesi istihkakların ( hak ediş, layık olma) gözetilmesi demektir ki, Kuran, Yaratılış Düzeninin adalet ve denge temeline ve istihkak ve yetenekler temeline dayandığını açıklar. Bu şekilde insan emanete hakkıyla sahip çıkabildiği ölçüde -adil olduğu sürece- eksik yönleri olan cehalet ve zalimlikten (karanlıktan) kurtularak kemale erecektir. Bu, Allah’ın insanı yaratma iradesinin/ sürecinin yöntemidir ki, buna aynı zamanda imtihan süreci de diyebiliriz. “İnsanlar, hiç imtihana tâbi tutulmadan, sadece “İnandık!” demekle bırakılacaklarını mı sandılar?” (Ankebut 2) Neredeyiz? “(Allah) şöyle demişti: “Birbirinize düşman olarak hepiniz oradan inin! Artık benden size bir hidayet geldiğinde, kim hidayetime uyarsa sapmayacak ve sıkıntı çekmeyecektir.” (Taha 123) Cahilliği sonucu şeytan tarafından kandırılan insan, tövbesi sonucunda Risalet yardımına mazhar olmuştur. Artık yeryüzündedir ve kendisine verilen emanet sorumluluğunu unutmaması için vahiy paralelinde peygamberlerden yardım alacaktır. Artık vahiy paralelinde emanetin gereğini yaparak dünyayı imar edecektir. Toplumsal anlamı ile adalet nübüvvetin hedefidir. Peygamberlerin insanlığı eğitici tebliğlerinin hedefi insanlığı adaleti gerçekleştirme aşamasına iletmektir. Emanet Misakıyla birlikte yeryüzünde halife olan insan için emanet, Allah’ın insanlara verdiği sorumlulukları ve bunların gerekliliklerini ifade eder. İnsan, yeryüzünde Allah’ın halifesidir ve bu bağlamda kendilerine emanet edilen her şeyin koruyucusu ve yöneticisi olarak hareket etmesi beklenir. Bu, bireysel düzeyde kişisel yeteneklerden, toplumsal düzeyde ise adaletin sağlanmasına

Yayımlanan yazılarda ileri sürülen görüşler yazarlarına aittir. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.