daim motto olacak bir cümleyle “İnsan”ı konuşmuş ve onu tanımlayacak bir cümle serdetmeye çalışmıştır. Kimisi düşünen, kimisi konuşan, kimisi alet kullanan gibi kendince ön plana çıkan bariz vasfıyla tanımlamaya çalışmışlardır. Çağdaş alim/ mütefekkir Taha Abd…
daim motto olacak bir cümleyle “İnsan”ı konuşmuş ve onu tanımlayacak bir cümle serdetmeye çalışmıştır. Kimisi düşünen, kimisi konuşan, kimisi alet kullanan gibi kendince ön plana çıkan bariz vasfıyla tanımlamaya çalışmışlardır. Çağdaş alim/ mütefekkir Taha Abdurrahman da ‘Ahlak Sorunsalı’ adlı kitabının daha giriş bölümünde hangisi insana daha özgü sorusu ile başlamakta ve ezberleri bozacak bir cevap ile ortaya güçlü bir iddia atmaktadır. “Akıllılık” mı yoksa “Ahlaklılık” mı? Taha Abdurrahman “insana özgü olanın ahlaklılık” tır tezini savunmaktadır. Zira “insan olmanın sınırını hayvan olmanın sınırından ayıran şey sadece ahlaklılıktır. Şüphesiz hayvan kendi yaşamında aklını kullanarak rızkına ulaşmaya çalışır, ama iyiliğe ulaşmak için çalışmaz”. Araf suresi 172. Ayetindeki “Elest Bezmi”nde verilen misak ile insanın fıtri yani yaratılışsal olarak Allah’ı bilmeye açık ve yatkın olduğunu belirtmektedir. İnsanın bizatihi varlığı, bilme ve düşünme yetisi bir yaratıcının varlığına delildir. Zira bu kendiliğinden ortaya çıkabilecek bir nitelik değildir. Asıl mesele ise işte bunun bilincine vararak insan olmaklığını ve yaratılışı sorunsallaştıran bir süreç içerisinde ulaştığı imanıdır ki bu, düşünsel ve vicdani bir çabanın sonunda elde edilen gerçek imandır. Girizgah olarak aldığımız bu iddia ekseni etrafında Fıtrat/Ahlak ilişkisini irdelemeye çalışacağız. Fıtrat FETERA fiil kökünden gelmektedir. “FETARA”; sözlükte, yarmak, kazmak, ikiye ayırmak, icat etmek, uzunlamasına yarmak, yaratmak, bir şeyi ortaya koymak, başlamak, potansiyeli ortaya çıkarmak ve hayvandan süt sağmak anlamlarına gelmektedir. Bu kök kelimeden türeyen “FITRAT” ise; yapı, karakter, tabiat, mizaç, yaratılış, tıynet, hilkat, Mayasında/özünde/ana bellekte, Allah’ın vaaz etmiş olduğu İslam dinini tasdik etmeye hazır kabulle yaratılış ve bununla bütün mevcudatın, mahlukatın, varlığın Kendisi ile bilinebildiği ve yaratıkları Kendisi üzerine yaratmış olduğu hakikattir. Ana rahmine düşen her çocuğun kendisi üzerine yaratıldığı hilkattir. öz, maya, kalbi selim, karakter, huy, başlangıç, doğal eğilim, yaratılışın başlangıcı, yaratılış ve icat anlamları taşımaktadır. Din dilinde kullanımı ise; “Uluhiyette ve Rububiyette Bir/ Tek/Eşsiz ve Benzersiz Yüce Yaratıcı Allah Teâlâ’nın yaratmış olduğu mahlûkatını akıl ve kevni ayetler ile Kendisini bilip tanıyacak, bunu idrak edecek bir hâl, bir kabiliyet üzere yaratmasıdır.” Mayasında/özünde/ana bellekte, Allah’ın vaaz etmiş olduğu İslam dinini tasdik etmeye hazır kabulle yaratılış ve bununla bütün mevcudatın, mahlukatın, varlığın Kendisi ile bilinebildiği ve yaratıkları Kendisi üzerine yaratmış olduğu hakikattir. Ana rahmine düşen her çocuğun kendisi üzerine yaratıldığı hilkattir. “Her doğan çocuk fıtrat üzere doğar. Sonra anne babası onu Yahudi, Hristiyan veya Mecusi yapar.” (Buhari, Tefsir (Rum), 2) Fıtrattan anlaşılması gereken Allah’ın suyla yoğrulan toprağı, ateşle kızdırarak kurumuş balçık/çamura dönüştürmesi, en güzel tasvir ile şekillendirip “Ruhundan” üfleyerek yaratılmışların en ahseni kıldığı Âdem ve neslinin dünyaya henüz teşrif etmeden “Elest Bezmi”nde verdiği misaka bağlı kaldığını ve iman ettiğini ikrar etmesidir. “Hani Rabbin âdemoğullarından, onların sırtlarından nesillerini çıkarıp (yaratıp) onları kendilerine şahit tutmuş ve “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” (demiş), onlar da “Evet, buna şâhidiz” demişlerdi. Kıyamet gününde “Biz bundan habersizdik.” dersiniz diye” (Araf, 172) Allah eşyaya fıtrat koyan bir “FATIR” dır. Fâtır, Allah’ın “Esma-i Hüsna”sındandır. “Bir şeyin yaratılıştan taşıdığı potansiyeli bilfiil ortaya çıkaran Zat’tır. Fıtrat fiili Kuran’ın her yerinde sadece Allaha nispet ve izafe edilir.” Fıtratallahi, (Allahü) Fâtırı’s-semâvâti vel ardı… Fâtır; Allah’ın tüm yarattıklarına atmış olduğu imzadır.” O Allah ki; “Bâri” İsmi Şerifi ile varlığa ilk yazılım kodlarını yerleştiren, “Bedii” İsmi Şerifi ile o yazılım kodlarına uygun ilk modelleri/ örnekleri yaratan, “Mübdi’” İsmi ile herhangi bir model/örnek olmaksızın ibtidâen ilk yaratılışı başlatan, “Fâtır” ismi Celiliyle ilk modellerden/ örneklerden benzer/ortak özelliklere dayalı diğer türleri yaratan, “Hâlık” İsmi Kerimiyle yaratma evrelerinin tamamını içeren ve en güzel boya ile yarattıklarını boyayıp “Musavvir” Sıfatı ile şekil-suret veren/tasvir edendir. Fâtır olan Allah’a iman etmek, tüm yarattıklarını bir boya (tevhid inancı), bir fıtrat üzere var ettiğini şeksiz-şüphesiz kabul etmek anlamına geldiği unutulmamalıdır. Bütün bu anlatılanlardan hareketle şu çok rahatlıkla söylenebilir ki; Fıtratsız bir varlıktan bahsetmek asla mümkün değildir. Canlı/cansız her varlık var edilirken onun için belirlenmiş olan fıtratıyla yaratılmıştır. Mahlukatın/ yaratılmışların yaratılış misyonu yok sayılarak ona karşı bir muameleye girişildiğinde bu var olan insicamı/ ahengi/akışı bozmak ona müdahale
Yayımlanan yazılarda ileri sürülen görüşler yazarlarına aittir. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.