çırpınıp düşer kollarına Gazze’nin dudaklarında donan tebessümler kor olup yağar gözlerime canhıraş feryatlar hüzne boğar gülüşlerimi içtiğim sular bulanır, dizilir lokmalar boğazıma ve her gece çığlıklar silkeler düşlerimi ekmek de azizdi orada su, hava ve ha…
çırpınıp düşer kollarına Gazze’nin dudaklarında donan tebessümler kor olup yağar gözlerime canhıraş feryatlar hüzne boğar gülüşlerimi içtiğim sular bulanır, dizilir lokmalar boğazıma ve her gece çığlıklar silkeler düşlerimi ekmek de azizdi orada su, hava ve hayat gibi göğüslerinde kirli yürek taşıyan canilerce yağmalanmadan önce sinsi sinsi geldiler, yerleştiler ayrık otu misali istila etmek için zihinleri, hayatları, toprakları cihada tutunurken zulme karşı inanan koç yiğitler dipsiz endişelerle birlikte zulüm ele geçirdi korkakları her gece gökyüzünü çekerek üzerlerine onlar harabeye dönmüş yurtlarında taşları yastık ederek baş uçlarına yegane sahiplerine sunarak umut ve kaygılarını tevekkülün koynunda uyudular kuş uykularını çünkü kanatlanan her şehid cennet muştuları fısıldayarak yüreklerine şehadete sevdalandırdı duygularını eğer gebe kalmayı göze alabiliyorsa bir kadın savaşın koynunda bile eğer bir çocuk kardeşleri için dalabiliyorsa ortasına ölümün ve şehid düşen kardeşine tevhid kelimesi hatırlatıp cennet muştulayabiliyorsa ve eğer bir baba evladının koluna adını yazıyorsa şehit düşünce tanıyabilsinler diye balasını yolsun saçlarını zalimler hafakanlar bassın zihinlerini çünkü ekiyor demektir Mevla umut tarlasını kim verecek hesabını gök ekin gibi biçilen çocukların hangi suçla öldürüldüler diye sorulduğunda kim verecek namussuzlarca yağmalanan iffetlerin yürekleri sökülüp parçalanan anaların ve kaderine terkedilmiş muztazafların hesabını müstekbir maşası yahudi yamyamlar mı ruhsuz dua kırıntıları toprağa dökülürken avuçlarından cılız ve göstermelik admlarla tatmin salıncağına kurulanlar mı ya da merhamet yoksunu insanlık sahi kim müstağni kalabilecek bu insanlık suçlarından yanasın ey ihtiras, yanasın oylum oylum yeryüzü yanasın ey zulüm ve gafletle kaynaşan insan yitiresin geceyi ve gündüzü ne zulmün şirretliği uyandırabildi seni gafletinden ne Gazze’nin dinmek bilmeyen çığlıkları ne de henüz kundakta kucakta oyun çağındayken ölümün öptüğü yeryüzü çocukları bir beldenin adı değil ya da bir şehrin, vatanın kan kırmızı renkleri rengârenk çiçekleriyle kutlu bir şehit tarlasının adıdır Gazze ve müstecâb yakarış gibi, şükür renginde yükselir orada duânın kıblesine feryâd-ü figanlar bu yüzdendir ki gazi ve şehit Gazze’nin değil kendi çürümüşlüklerinin yasını tutsun kendi ruhlarına Yâsin okusun umarsız müslümanlar ey mazlum gün gelir, devran döner, tarih tekerrür eder ben de düşerim zulmün karanlık kucağına o zaman şiir yazmak sırası sana gelir kınamam, hor görmem çünkü ben öğrettim sana
Yayımlanan yazılarda ileri sürülen görüşler yazarlarına aittir. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.