بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
ISSN 3023-7688  ·  Sayı 29  ·  Ağustos 2026

ünsiyet.

29
İlmî · Kültürel · Fikrî Aylık Dergi
Ağustos 2026 — Dosya: Hevâ ve Heves
۞
Sayı 29 · Ağustos 2026 · Makale · s. 24

Ben Kimim?

İbrahim Şahin — İmtiyaz Sahibi

۞
Ben Kimim?
Yazı boyutu %100
Paylaş
öyle bir dereceye gelir ki, akıllı kimse emirlerin sonucunu bilip, geçici lezzetlere sürükleyici şehveti buyruğu altına alır. İşte bu kimseye şehvetle hükmetmeyip, işlerin durumuna göre hareket ettiği için akıllı denir. Gazali,

öyle bir dereceye gelir ki, akıllı kimse emirlerin sonucunu bilip, geçici lezzetlere sürükleyici şehveti buyruğu altına alır. İşte bu kimseye şehvetle hükmetmeyip, işlerin durumuna göre hareket ettiği için akıllı denir. Gazali, aklın, bu anlamıyla, insanı hayvandan ayıran bir özellik olduğuna işaret eder. Ona göre bu tanımlardan ilk ikisi insana doğuştan verilen akla son ikisi de çalışma ile kazanılan ilme verilen addır. Fakat bu görüşler arasında ittifakla kabul edilen ve hakkında hiçbir ihtilaf olmayan ikinci kısım, yani zaruriyat hakkında olandır. Görüldüğü gibi zaruri bilgiler temyiz çağında oluşmaya başlayıp, giderek artıyorlar. Bu durum, Allah’ın her şeyi tedricen olgunlaştırma tarzındaki sünnetinin bir örneğini teşkil eder. Bütün bunlara ilave olarak akıl sözcüğü 1-Bazı zaruri bilgiler anlamında da kullanılır. 2-Akıl, insanda bulunan ve insanı nazari bilgileri kavramaya hazırlayan zihni canlılıktır. 3- Akıl, “mümkün şeylerin imkânını, imkânsız şeylerin imkânsızlığını bilmek gibi zaruri bilgilerdir”. Akıl insanın cevherinde ve nefsinde bulunan bir heyet (yatkınlık), bir canlılık olup insan bu canlılık sayesinde makûlâtı anlama ve inceleme için hazır hale gelir. 4- Tecrübeyle elde edilen bilgilere de akıl denir. Nitekim oturup kalkmasında, konuşmasında bir heybet, bir vakar ve sükunet bulunan kişiye ve Ameli ilimle birleştiren kişiye de akıllı denir. Akıl kelimesi bazen, 1-Durumların (işlerin, emirlerin) hakikatini bilmek anlamında kullanılır. O zaman merkezi kalp olan ilim sıfatından ibarettir. 2-Burada akıldan kastedilen ilimleri idrak eden latif varlıktır ki, bu da manevi anlamdaki kalbin ta kendisidir. 3-Bazen de âlimin sıfatı anlamında kullanılır. 4-İdrakin mahalli yani idrak eden kastedilir ki Hz. Peygamberin “Allah’ın ilk yarattığı şey akıldır”, hadisinde kullandığı mana budur. Bu manadaki akıl bütün zatlardan ve zati şeylerden öncedir. Zatlardan, cevherlerden, zamandan, mekândan, maddeden ve suretten öncedir. Kendisinin altında bulunan yani varlıkta kendisinden sonra gelen şeylerden biriyle ancak mecaz yoluyla vasıflanabilir.

Ben Kimim? hikmet nazarıyla bakıp sırrımı çözenler anlar gizem ambarımda saklı insanlığın cevapları kader senaryolarının en etkin yazarı benim tesirimden kurtulamaz hayat yolu kitapları dost görünüp sinsi sinsi kurduğum tuzaklarımda fark edemez nice insan çevirdiğim dolapları ben örerim ömür boyu bir an dahi usanmadan iyi niyet erbabının başına şer çorapları ruhları çıplak bırakan o görünmez el benimdir maharetimle soyulur maneviyat esvapları bîgânelik meclisinde sunduğum bâdeler ile ederim âdem soyunu iblisin dost, ahbapları kendi kusur defterine şaşı bakan iz’ansıza geçmez akçe, pul ederim hayırları, sevapları aşk libası giydirerek şehvetlerin vücuduna yırtarım ar’ın yüzünden masumane nikapları susuz kalmış arzulara içiririm yudum yudum hayallerle, rüyalarla demlediğim serapları haz ikliminde ekerim uyutulan vicdanlara has mekanda eyvahlarla derlenecek azapları sureti haktan görünüp hazırlarım itinayla niyetlere kor misali düşüveren kezzapları bazen bir şiir olurum, bazen meşk dilinde tını bu coşku ile savrulur iradenin harapları hesaplar yaptırırım da hakkın hesabı üstüne ziyana düşer elimde bütün ömrün hesapları huzur çağlayanı gibi sunarım arzu ehline nefesimle aşka gelen baş döndüren girdapları küçük gören kurtulamaz irademe ram olmaktan zindanlarımda yudumlar rüsvâ eden şarapları sultanı köle ederim, köleleri ise sultan dönüştürür hilelerim karanlığa mehtapları yalnız komam hırs ehlini zulümlerde, fitnelerde getiririm dillerine en can yakan hitapları bestekârı ben olurum yazdığı hayat şi’rinin ben vururum bam teline fütursuzca mızrapları bazen aşk lezzetindeyim, bazen isyan kıvamında bazen sıcak bir ten ile olurum handikapları ben olurum hevesine kul olan zavallıların bitimsiz duygular ile yöneldiği mihrapları heva, heves münâdimdir, arzular ise mescidim secde ettirip şehvete oluveririm rap’ları dillerde var olan yâdım “nefs-i emmâre”dir benim ben düşürdüm İbrahim’in yüzüne ıstırapları…

Yayımlanan yazılarda ileri sürülen görüşler yazarlarına aittir. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.