بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
ISSN 3023-7688  ·  Sayı 29  ·  Ağustos 2026

ünsiyet.

29
İlmî · Kültürel · Fikrî Aylık Dergi
Ağustos 2026 — Dosya: Hevâ ve Heves
۞
Sayı 25 · Nisan 2026 · Makale · s. 3

Şeytan ve Avanesi İblisin sapmasında paradigma zafiyeti mevcuttur. Emrin geldiği

Editör — Yayın Kurulu

۞
Yazı boyutu %100
Paylaş
makama değil, emredildiği varlığın niceliğine takılmıştır. İnsan ve şeytan arasındaki fark, genel anlam itibarıyla pişman olup tövbe etmekle, isyanda ısrar etmek konusundadır. Şeytan ve insanın orijininin mümin olmakla, küfürde ısrar etme arasında bir fark olm…
makama değil, emredildiği varlığın niceliğine takılmıştır. İnsan ve şeytan arasındaki fark, genel anlam itibarıyla pişman olup tövbe etmekle, isyanda ısrar etmek konusundadır. Şeytan ve insanın orijininin mümin olmakla, küfürde ısrar etme arasında bir fark olmamakla beraber, şeytan iblisin soyunun küfürde timsal olmuş zirvesidir. Rahmetli Necip fazılın Sakarya şiirinde sakarya nehri ile kendisi arasında kandan ve çamurdan olma özellikleri ile benzeşme sağlanarak bir ironi yapması gibi bir benzeme diyebiliriz, insan ve iblisin soyunun imtihan hakikati adına sahip olduğu ortak donanımlara. Allah cc insana takvayı ve fücuru ilham ettik buyururken iblisin soyunun da imtihan olacağı gerçeği aynı alt yapıya sahip olmayı gerekli kılmaktadır sanırım. İblisin ateşten yaratılmış olması ateşi isyanın temel ögesi yapmayacağı gibi insanın topraktan yaratılması da toprağı itaatin simgesi kılmayacaktır. Nitekim insanların içinden Allaha itaat edenler mevcut olduğu gibi cin suresinde beyan edilen Allaha teslim olmuş ecinni varlıkların mevcudiyeti imtihan düzlemi eşitliğidir. Buda bize insan ve cin taifesinin imtihan olma bakımından müsavi olduklarını ortaya koyar. Cin taifesinden şeytanlaşmış iblis ve avenesi mevcut olduğu gibi insan soyundan da azmış ve Allaha isyan bayrağı açmış temsilcileri; firavun ve hanedanı gibiler de mevcuttur. Peki şeytana bunca düşmanlık gösterilip, insan soyunun şeytanlaşmışlarına karşı aynı şiddeti göstermeyişimizin temelinde yatan sebep ne olabilir? Onun görünmeyen olup, bizim ne tarafımızdan yanaşacağına dair bir belirleyici melekemizin olmaması sebebiyle düşmanlıkta ziyadeleştirip kendimize korunma gardı almak düşüncesi mi etkin olmaktadır acaba? Yoksa insan şeytanların açıkta ve görünür olması sebebiyle onlara karşı kendimizi koruyabiliriz düşüncesi mi bize güven verip, rahatlık sağlamaktadır? Kelamı İlahinin tanımlamasına göre saptırmada şeytan ve insan cinsinin şeytanları arasında eylemsel bir fark görünmemekle beraber, iblisin insanlık tarihinin başında taşlanmış, şeytan olması ve insanlığın yaşayacağı süreçte azdırma adına mühlet istemesi onu ontolojik düşman makamına koymuştur. Yoksa şeytanın kendi hemcinsleri cinlerin tamamı için aynı şey söylenemez. Çünkü onların mümin olanlarının mevcudiyeti söz konusudur. (Cin, 2) İblisi şeytanlaştıran üstünlük saçmalamasıdır. Yaratılma cevheri olan temel maddeler arasında kendince üstünlük ve alçaklık mertebesi öngörmesidir. İblisin sapmasında paradigma zafiyeti mevcuttur. Emrin geldiği makama değil, emredildiği varlığın niceliğine takılmıştır. Oysa aynı sınavda kazanan taraf olan melekler, yaratılmış varlığın yaratılması öncesinde Allah ile yapmış oldukları konuşmaya takılmaksızın, emrin geldiği makama itaat etme bilincindeki kesinlik sebebiyle secde emrine itaatte kusur göstermemişlerdir. Secde olayının öncesinde iblisin meleklerin arasında olması dolayısıyla bu emre muhataplığını nazarı dikkate alacak olursak, Ademin yaratılışından önce melekler ile Allah arasında geçen itiraziye sahnesinde iblisin fonksiyonu, pozisyonu nedir? Allah tarafından detaylandırılmadığı için bilemiyoruz. Adem’in yaratılışına karşı geliştirilen ilk itiraz sahnesinde henüz sınanma olmadığı için, kim bunu köpürtecek, kim Allah’ın kendilerinin bilmediklerini bilmesi dolayısıyla teslim olmaları gerçeğini kabullenip teslim olacağı belli olmadığı için çoğunluğun arasında adının anılmasına değer görülmemiş olabilir. Çünkü Allah bilir ki, iblis haricinde bu tartışmaya katılanlar, iradelerini, son noktada karar verme aşamasında kendi iradesi doğrultusunda değerlendirirler. İşte tam burada şeytanlaşma sahnesinin gerçekleştiği yerde bu ayrımın farkına varan şeytan kendince, kendini haklı çıkarabileceğini sandığı itirazını gerçekleştirir. Allah’a yaptığı meşhur itiraz cümlesini şöyle kurar; “Sen benim bu konuda azacağımı bildiğin halde beni bu konuda sınadın!” (Araf 16) Bu cümleden Allah’ın melekler hakkında son demde sınavı başarabileceklerine dair önceden düşüncesi vardı kanaatini çıkarabiliriz. Yani şeytanda bunu biliyordu, bu sebebe dayanarak bu cümleyi kurdu. Halbuki Allah asıl sınava tabi tutulanın kendisinin olması gerektiğini önceden bilmesi noktasında şeytana bilinç vermişti. Yani emre itaat konusunda meleklerin kesin itaat göstereceği bilinen bir şeydi. Emre muhataplık açısından seçme hakkı sadece kendisinde vardı. Bu sebeple Âdeme secde olayının kendisinin sınavı, meleklerin teslimiyetinin tescili olduğunu bilmeliydi. Bulunduğu yer itaat makamıydı. Çünkü bir soru yok, emir vardı. Şeytan ortamın kendisine verdiği sahte güven duygusuyla kendi ayağını kaydırmıştı. Bulunduğu ortamın içinde meleklerin kim olduğunu, kendisinin o makama yücelmesinde nelerin etkin olduğunu ve hangi şeylerin kendisini bu makamdan kaydırabileceğini biliyor olması kaçınılmaz gerçekliktir. Biz her ne kadar bu konuların bizlere Rabbimiz tarafından bildiriminin yapılmamış olduğunu bilmiş olmamıza rağmen varlık hakikati, imtihan hakikati gibi konuların künhüne vakıf olabilecek bir akılla Allah tarafından donatıldığımızda bu sonuçları çıkarabilecek akla ve kıyasa sahip olabiliriz. Bu sebeple de bize bildirilmemiş konularda bildirimlerin önünü kendimiz açısından görebiliriz. Âdem as ve şeytan kıssalarının anlatım hikmetlerinden birisinin bu olduğunun farkına varmak suretiyle hayatta başımıza gelebilecek imtihan hakikatlerine karşı sak olmamız bu kıssa üzerinden bize anlatılmış olduğunun farkındalığını geliştirebiliriz. Bulunduğumuz makamın veya konumun bizde oluşturacağı haksız güven anlayışına karşı dikkatli olmalıyız. Çünkü sahip olduğumuz ve adına nefs denilen duyguların imanî akılla kont-

Yayımlanan yazılarda ileri sürülen görüşler yazarlarına aittir. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.