Ecel bile kıskanır kendisini canımdan
Visalsiz özlemlerle yanmak revâ’dır bana
Sancı taşar sabaha cefâkar yorganımdan
Sanmam ki Sen’den gayrı bir can devâ’dır bana
Sürüklendim arzunun selinde düstursuzca
Mahremiyet bağına süzüldüm destursuzca
Ak yüzümü boyadım karaya fütursuzca
Utansam da, kendimi düşen şekvâ’dır bana
Gündüzlerim hafakan, geceler sanki makber
Gönül ipim dolaşık, duygularım derbeder
Biteviye yüzdüğüm belâ denizi kader
Hayat sanki bir kambur, tâlih rüsvâ’dır bana
Örselerken aklımı ayartması hevesin
Onarıyor ruhumu gaipten gelen sesin
Haz duyduğum yangınım hayat sunan nefesin
Sükûtun dinmez çığlık, dilin nevâ’dır bana
Öz canımdan yakınsın, üryan sana sırlarım
Ruh gurbeti içinde eriyor asırlarım
Yağmalandı sinsice manevi kasırlarım
Gülşen’imi kundaklar çıngı; hevâ’dır bana
Dilimde pelesenktir gönlümde solmaz nakış
Adını her anışta kapıldığım o akış
Çok görse de huzuru serseri itiş kakış
Yoluna turâb olmak ömrü ihyâ’dır bana
Ey yüceler yücesi gönlümün tek sultanı
Garip bir heyecanla bekliyorum o ânı
Vuslatınla durdurup ömür denen zamanı
Çağrına kanat çırpmak kutlu rüyâ’dır bana
O an gelse zikrinle, özleminle karılsam
Dizlerinde can verip, gözlerinde dirilsem
Has bahçende gül olup muhabbetle derilsem
Diye iç geçirerek yanmak hülya’dır bana
Sürgünümü uzatıp koma beni kunut’suz
Şaşkın düşer yüreğim kalsa bir an umutsuz
Özümde muhabbetin çağlıyorken hudutsuz
Âguşuna tünemek lütf- u Hüdâ’dır bana?
Yûsuf’un meftûn rûhu yâdında pervânedir
Yangın içinde canım, âdap ne, pervâ nedir
Akla dargın yüreğim meczup ’tur, dîvâne’dir
Hasretin baldıran’dır, Cevr-ü Cefâ’dır bana
Visal: Sevdiğine ulaşma, kavuşma ânı Asır: Ortalama yaşayış zamanı, Pelesenk: Dilden düşürmemek,
Revâ: Lâyık, uygun, müstehak Kasır: Küçük saray ya da büyük köşk Turab: Toz, toprak gibi serilmek
Devâ: Çâre, ilaç, gıda Düstur: Umumi kaide, nizam İhyâ: Diriltme, kıymetlendirme
Hafakan: Sıkıntı, kalp çarpıntısı, ıstırap Destur: İzin, müsâde Yâd etmek: Akılda tutmak, anmak ve övmek
Rüsvâ: Ayıpları açığa çıkmış Fütur: Zaaf, gevşeklik, dikkatsizlik Pervâne: Etrafında dört dönmek, bağlılık
Nevâ: Ahenk, ses, sohbet, rızık Kunut: İbadet, taat, dua, şükür hali, Meftûn: Tutkun, büyülenmiş gibi hayran
Şekvâ: Şikayet, aciz kaldığını ifade Âdap: Usül, davranış kaideleri, yol, yordam Meczup: cazibeye kapılıp aklını yitirmiş
Âguş: Kucak, sığınılan yer Pervâ: Korku, çekinme, sakınma Dîvâne: Deli, akılsız, aşırı düşkün
Tünemek: Güvenerek sığınmak Hülyâ: Mutlu eden hayal, tatlı düş Baldıran: Çok zehirli ağu otu
Pervâ: Korku, çekinmek hâli Lütf-u Hüdâ: Allah(cc)’ın af, ihsan ve iltifatı Cevr-ü Cefâ: Sıkıntı verme, acı çektirme
Yayımlanan yazılarda ileri sürülen görüşler yazarlarına aittir. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.